2026 yılında #hak, #hukuk ve #adalet ‘in yerini bulduğu bir ülkede yaşamak dileklerimizle, Akdeniz Hukuk Fakültesi Mezunu, Sevgili Hakan Öncül ‘ün hazırlamış olduğu yazı dizisine devam ediyoruz. Amfinin tozlarını yutmuş bir Türk genci olarak Türkiye’de Hukuk Fakültesi’nde okumanın zorlukları, fırsatları veya dezavantajlarını; okurken dikkat edilmesi gereken püf noktalarını ( dersler, sınavlar); Geleceğin Hukuk alanlarını kendi fikirleri ve tecrübeleriyle bizim için hazırladı. Keyifli okumalar dileriz.

*********************************************

ZORLUKLAR ve DEZAVANTAJLAR

Şimdi biraz da, Hukuk okumanın zorlu ve dezavantajlarından bahsetmek isterim.

Evet, hukuk fakültesini kazandık, okumaya başladık. İlk elinize alacağınız kitap #Anayasa olacaktır. Tüm hukuk sistemi anayasalar üzerine kurulu olur. Anayasaya aykırı bir kanun yapılamaz. Çok iyi özümsemelisiniz. Anayasayı doğru özümsediğiniz takdirde Türk Hukukunun da mantığını çözersiniz. Aslında bölümün yoğun ezber ve muhakeme olduğunu dezavantaj sayan arkadaşlarım vardır. Ancak bana göre hukukun bir mantığı vardır.

Ardından Medeni Hukuk’un 5 alt kitabından biri olan Kişiler Hukuku ile başlarsınız. İlk çalışmaya başladığınızda bir şey anlayamadığınızı, somutlaştıramadığınızı hissedebilirsiniz. Korkmayın. Sadece defalarca kitabı okumaya devam edin. Dikkat ettiyseniz kitabı diyorum. Fakültenizde dolaşan notlar veya bir arkadaşınızın çıkardığı notlar ile fakülteyi bitirmeye baş koyarsanız hukuk nosyonundan eksik bir hukuk mezunu olursunuz ve bu sizi geri kalan kariyerinizde sürekli eksik hissettirir. Önce kitap, hukuk dili sonra notlar. 

Hukuk Eğitimi’nin en önemli zorluklarından biri desınav dönemleridir. Hukuk fakültesini “vizeleri ve finalleri” sınav değil, adeta birer yaşam mücadelesidir. Ortalama 15 tane dersin 2 hafta gibi sürede sınavına girmek kolay bir iş değildir. 350 sayfalık bir konu kitabı bazen “özet” sayılabilir. Geçme notu da ortalama 60 olduğunu varsayarsak ,en azından benim fakültemde öyleydi, bu süreci yönetebilmek de başlı başına bir iştir. Sınav takvimi açıklandığında gelen nabız atışım, hissedişlerim çok da uzak bir tarih değil. Çünkü bu uykusuz gecelere az kalmış demektir. Aklıma geldikçe kalbim çarpar. Derslerinize çalıştınız, 5 yaprak çarşaf kağıda cevaplarınızı yazdınız, evet sırada hoca egosu gelir. Çünkü tek doğru cevap hocanın istediği cevap olur genelde. Ama hukukta tek doğru yoktur. Buna önlem olarak mı diyeyim nedendir bilinmez bazı hocalar çoktan seçmeli test ancak gerekçeli test şeklinde de sınavlarını yapabilirler. Örneğin Cevabınız A şıkkı ise neden A şıkkı sizden açıklamanız istenir. Gerekçeniz yanlışsa sorudan puan alabilmeniz hocanın insiyatifindedir. ☺ Hayırlısı diyelim.

Benim için en önemli dezavantajlarından birisi çok sayıda hukuk fakültesi mezunu olması. Türkiye’de hukuk fakültesi mezun sayısı, son on yılda açılan yeni fakülteler ve artan kontenjanlarla birlikte çok ciddi bir artış göstermiştir.

Güncel verilere göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 18.000 ile 20.000 arasında yeni hukuk mezunu verilmektedir. Şu an Türkiye genelindeki 90′ a yakın hukuk fakültesinde toplamda 100.000’e yakın öğrenci eğitim görmektedir. Bu da önümüzdeki yıllarda mezun sayısının yıllık 20 bin bandının üzerine çıkmaya devam edeceğini göstermektedir. Gelelim avukat sayısına.. Türkiye Barolar Birliği (TBB) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla barolara kayıtlı avukat sayısı 190.000’i aşmış durumdadır. Bu sayının stajyerlerle birlikte kısa sürede 250.000‘e ulaşması beklenmektedir.

Fakat gözünüz korkmasın ! Yukarıda bu konu ile alakalı çalışmaların sürdüğünden bahsetmiştim. 20 Aralık 2025 tarihinde  Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, başta diş hekimliği, eczacılık, eğitim fakültesi programları, hukuk, psikoloji ve mimarlık bölümleri olmak üzere, talebin azaldığı programların kontenjanlarında düzenleme yapılacağını bildirdi.