Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’ndan başarı ile geçerek artık Stajyer Avukat Adayı olan Hakan Öncül hızla vazgeçilmez bir parçamız olan Yapay Zeka karşısında, ne gibi haklarımız olduğunu anlattı…

Google AI, OpenAI veya diğer yapay zekalar… Hepsi dünyadaki tüm bilgiyi yutup devasa birer “beyin” haline geldiler. Ama bu beyin, senin, benim ve milyonlarca insanın uykusuz gecelerinden, yazdığı blog yazılarından, çektiği fotoğraflardan beslendi. Can suyu bizler olduk aslında..

Google AI, web sitelerini tararken “E burası halka açık, o zaman bu bilgi benimdir” mantığıyla ilerliyor. Bu aslında büyük bir yanılgı. Şehrinizdeki bir parkın halka açık olması, oradaki bankı söküp evinize götürebileceğiniz anlamına gelmez. Veya bir başka şekilde şöyle sen bir makale yazdığında, altına imzanı atmasan bile o senin ruhundan, içinden bir parçadır. Yapay zeka bunu alıp “Özetle” dediğinde, senin üslubunu, senin yıllar süren birikimini saniyeler içinde anonimleştiriyor. Kimsesiz yapıyor. Bu sadece bir telif hakkı ihlali değil, aynı zamanda entelektüel bir hırsızlıktır. Hukuki ve sözleşmesel koruma, yapay zeka şirketlerinin “bulduğum veri bedavadır” yaklaşımına karşı en güçlü savunma hattınızı oluşturur. 2026 hukuk dünyasında bu konu, mülkiyet hakkının korunması için “pasif bekleyişten” “aktif sınır çizmeye” evrilmiştir. Tamam anladık yapay zeka veri bedavadır mantığıyla ilerliyor ancak biz ne yapacağız ? Hukuk bu işin neresinde kalıyor ? Mevcut yasalarımız “insan yaratıcılığını” korumak üzere tasarlanmış. Yapay zeka bir “kişi” olmadığı için, onun yaptığı hırsızlığa henüz tam bir isim koyamadık. Ama dünya şu an şunu tartışıyor: “Eğer bir makine benim verimle eğitiliyorsa, o makinenin kazandığı her kuruşta benim de hakkım var!”  İşte bu süreci genişleterek somutlaştırabileceğimiz stratejik başlıkları biraz topladım, değerlendirmeye çalıştım. 

İlk olarak Sözleşmesel korumadan bahsetmek isterim. Web sitenizdeki veya platformunuzdaki “Kullanım Koşulları”, mahkemede ilk bakılacak yerdir. Buradaki ifadelerin genel geçer değil, spesifik olması gerekir. Ki bence çok önemlidir. Sözleşmenize mutlaka eklemeniz gereken şey :

Veri Madenciliği Yasağı. Sanırım Scraping diyorlar. İşte sadece “kopyalanamaz” demek yetmez. “İçeriğin; her türlü makine öğrenmesi, derin öğrenme eğitimi, veri madenciliği ve yapay zeka modellerinin veri setlerine dahil edilmesi amacıyla kullanılması açıkça yasaktır” ibaresini eklemelisiniz. 

Cezai Şart : Bence diğer önemli nokta. Sözleşmesel ilişkilerde çok sık rastlarız. Ticari bir platform işletiyorsanız, bu yasağın ihlali durumunda “her bir veri noktası veya eser başına” belirlenmiş bir cezai şart öngörebilirsiniz. Bu, tazminat miktarının hesaplanmasında elinizi güçlendirir.

Lisans Kapsamını Daraltabilirsiniz : Eğer içeriğinizi birine lisanslıyorsanız, lisansın “insanlar tarafından okunmak/izlenmek üzere” verildiğini, “Yapay Zeka modelleri tarafından işlenme hakkını kapsamadığını” netleştirmelisiniz. Akıllara şu soru geliyor olabilir: Böyle birine özel nasıl yapıyoruz bu hukuka aykırı olmaz mı? Veya Yapay Zekaya karşı sınırlama İnsan Hakları’na aykırılık teşkil etmez mi ?

Bu konuyu İnsan Hakları Hukuku ve Fikri Mülkiyet Hukuku arasındaki o hassas dengede ele almak gerekiyor. Öncelikle sorunuzun kısa cevabı: Evet, bu hukuken mümkündür. Hatta mülkiyet hakkının korunması noktasında, “kullanım amacını” kısıtlamak en temel haklardan biridir. Ancak bunu İnsan Hakları Hukuku perspektifinden değerlendirdiğimizde, karşımıza iki temel hakkın çatışması çıkar: Mülkiyet Hakkı (Eser sahibinin hakkı) ve Bilgiye Erişim/İfade Özgürlüğü (Toplumun ve YZ geliştiricilerinin hakkı). Yani özetle lisans kapsamını “sadece insanlar okuyabilir” şeklinde daraltmanız İnsan Hakları Hukuku’na aykırı değildir; aksine mülkiyet hakkınızın bir gereğidir. Ancak bu kısıtlama mutlak değildir; mahkemeler “eğitim, kamu yararı ve bilimsel araştırma” gibi istisnaları her zaman göz önünde bulundurur.